English
 
  Ersin KALKAN
15 Eylul 2008

 

İzmirli Atila Ege dünyayı geziyor. Öyle rastgele değil. Eline UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nin bulunduğu yerleri gösteren bir harita almış, çıkmış yola. Dünyada bugün itibarıyla 878 dünya mirası mevcut. Atila Ege bunlardan 422’sini gezmiş.
Atila Ege (66) Kaz Dağları’nda bir köyde doğmuş. Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden, yani meşhur Mülkiye’den mezun. İstanbul Üniversitesi’nde master, ardından doktora yapmış. Özel sektörde yöneticilik yapmış. 1982’den beri ’de lisan ve bilgisayar kursları işletiyor. Ve 1971’den bu yana fırsat buldukça dünyayı geziyor. Son dokuz yıldan bu yana da gezmekten fırsat buldukça çalışıyor. Mükemmel bir evliliği var. Yolcusluklara eşi Nihal Hanım’la birlikte çıkıyor. Karavana dönüştürdükleri bir minibüsleri var. Bazen onunla çıkıyorlar seyahate, kimi zaman da atlıyorlar uçağa. Lüks otellerde de kalıyorlar, sırt çantalarıyla da dolaşıyorlar. Konforlu bir hayata alışkınlar ama uzaklarda uyku tulumlarına sarınıp fırtınalı çöllerde uyuyorlar, buna rağmen bana mısın demiyorlar.

BİR FRANSIZ ÖĞRENCİDEN DÜNYA MİRASINI ÖĞRENDİ

Altı yıl önce sırt çantalarını alıp (ikisinin de o sıralarda 50’lerini sürmekte olduğuna dikkatinizi çekerim) atlamışlar bir uçağa ve inmişler Arjantin’e. Bir kamp yerinde ateşin etrafında oturup gençlerle sohbet ederlerken Fransız bir öğrenciye, o güne kadar 70 ülke gezdiklerini söylemişler. "UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kaç yeri gezdiniz?" diye sormuş genç adam. "O da ne ki?" demiş Atila Bey. Çocuk anlatmış. "O kadar güzel anlatıyordu ki ağzımız açık, masal dinler gibi dinledik. Tanrım, bu alemde ne kadar az şey biliyormuşuz. O gün bizim için yeni bir günün ve aynı zamanda yeni bir hayatın başlangıcı oldu..."
Atila Ege, o günden sonra yeryüzünün mücevherleri sayılan dünya mirasları hakkında okumaya vermiş kendini. O yıl listede 700 küsur nokta varmış. Bunların bir bölümünü geçmişte gezdiğini fark etmiş. Fakat ziyaret ettiği yerlerin gerçek kıymetini bilmediğinden çoğunu sil baştan yapmış. Eskiden boş boş baktığı taşların, ağaçların, heykellerin, göllerin, öylesine dinlediği şarkıların bin yıllara dayanan sırlarına vakıf olmuş. Bundan sonraki yolculuk rotasını da yeryüzünün gözbebekleri olan bu eserlere göre ayarlamış.

TÜRKİYE’DE DÜNYA MİRASINA İLGİ AZ

Dünya Mirası Listesi’nde doğal ve kültürel miraslar iki ayrı kategori var. Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Manovo-Gounda St. Floris Ulusal Parkı ya da Şili’deki Rapa Nui Ulusal Parkı gibi yerler doğal miras sayılıyor. İran’daki Persepolis, İspanya’daki Burgos Katedrali gibi tarihi alanlar ve eserler ise kültürel miras. Ege ailesi, listede bulunan yerleri gezerlerken yolları Avustralya’daki Kakadu Milli Parkı’na düştü. Parkın girişindeki devasa tabelada, "Bu park UNESCO tarafından ikili dünya mirası listesinde yer almaktadır" diyordu. İbarenin altında, bir yerin ikili mirasa dahil olabilmesi için içinde hem doğal hem de insan eliyle yapılmış benzersiz bir oluşum bulunması gerektiği belirtiliyordu. 2004’te yaptıkları bu ziyaret sırasında aynı tabelada, ikili dünya mirasının dünyada sadece 20 (şimdi 24’e çıktı) tane olduğunu okudular. Listeye göz gezdirdiklerinde, Türkiye’nin de bu mücevherlerden ikisine yani Kapadokya ve Pamukkale’ye sahip olduğunu gördüler.
Türkiye’ye döndüklerinde işe İstanbul’dan başladılar. Ayasofya’yı gezerlerken Atila Ege, bir Türk rehbere, "Burasının Dünya Mirası Listesi’nde olduğunu anlatıyor musunuz?" diye sordu. Rehber de "O ne ki?" diye karşılık verdi. Sonra Truva’ya, Divriği Ulu Camii’ne, Nemrut’a gittiler. Valiler, belediye başkanları, rehberler dahil kimsenin bu işin farkında olmadığını gördüler:"Ülkeler için bir Dünya Mirası’na sahip olmak çok önemli. Bu sıfatı hak kazanmış bölgeler bir tanıtım seferberliğine giriyor. Rehberler bunun en önemli sacayağı. Basılı materyaller, tanıtımın bir başka önemli ayağı. Son tanıtım yöntemi ise amblem ve sertifikanın görsel bir öğe olarak kullanılması. Dünyanın birçok yerinde, Dünya Mirasına giden güzergah çok uzaklardan başlayan yol levhalarıyla işaretleniyor ve bunların tümünde Dünya Mirası Amblemi yer alıyor. Yöreye ulaşıldığında, sizi yine amblemli panolar karşılıyor. İspanyollar bu amblemi Burgos Katedrali’nin yer aldığı meydandaki granit taşların içine yerleştirdikleri bronz levhalara bile küçük küçük işlemişler. Müze biletlerinin üstüne basmışlar. Çin’de koca koca kayaların gövdesine nakşetmişler. Bizde tek bir işarete, tek bir levhaya rastlamak mümkün değil."

UNESCO’NUN VERDİĞİ SERTİFİKALAR KAYIP

Atilla Ege sonunda bir seminer CD’si hazırladı. Gezdiği, gördüğü ülkelerde bu işin nasıl yapıldığını anlattı ve yüzlerce örnek fotoğraf yerleştirdi. Önce Denizli Valisi’ne, sonra Çanakkale Valisi’ne gitti. Gezginin sunumunu şaşkınlıkla izledi yöneticiler. Atila Ege, "Peki, UNESCO’nun size verdiği sertifikaları bölgenin girişine koydunuz mu?" diye sordu. Valiler, böyle bir şeyin akıllarına gelmediğini söyledi. Kültür müdürlerinden birisi, "Benim aklıma geldi ama bulamadım, muhtemelen Ankara’da bakanlıktadır" dedi. Atila Ege, Ankara’da Kültür Hizmetleri Genel Müdürü Orhan Düzgün’ü ziyarete gitti. Düzgün de onu personele bir seminer vermek üzere davet etti. Atila Ege semineri verdi ardından sertifikaları sordu. Arayıp taradılar ama bulamadılar. Vietnam’dan Orta Afrika’ya kadar her yerde bir hazine gibi korunan sertifikalar Türkiye’de yok olmuştu. Bu sertifikanın neden bu denli önemli olduğunu gezgin şöyle anlatıyor: "Dünya Mirası Kurulu Dünya Mirası listesine dahil olan yerlere bir belge gönderir. UNESCO Genel Direktörü’nün imzasını taşıyan bu belge, o yerin artık Dünya Mirası sayılacağının bir kanıtıdır. Bu denli mühim olan bir belgeyi koruyamayan toplumların bölgeyi koruyacakları şüphelidir..."

KÜÇÜCÜK PORTEKİZ’DEN LİSTEYE 13 YER GİRMİŞ

UNESCO 1972’de Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’yi hazırladı. Türkiye, bunu 1982’de onayladı. Şu anda 191 ülkeden 18’inin bu sözleşmede imzası var. Dünya Miras Listesine kayıtlı 878 kültürel ya da doğal varlık var. Bunların 679’u kültürel/arkeolojik sit, 174’ü doğal sit, 25’i de karma (kültürel/doğal) sit. Türkiye’den bu listede sadece 9 yer bulunuyor: İstanbul Tarihi Yarımadası, Safranbolu Şehri, Hattuşaş (Boğazköy)-Hitit Başkenti, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Truva Arkeolojik Kenti, Pamukkale-Hierapolis ve Göreme Milli Parkı-Kapadokya. Türkiye 1994’te 18 yer daha önerdi. Ama sonra harekete geçmedi. Atila Ege şöyle diyor: "İrlanda’nın en büyük şairlerinden Nuala Ni Dhomhnaill ile sohbet ediyorduk. Türkiye’den listede 9 yerin olduğunu söylediğimde şaşırarak, ’Kaçkar Dağları yok mu, Efes ve Mardin girmedi mi?’ diye sordu. Haklıydı. İtalya’nın listede 40 yeri var, 61’lik yeni bir liste koymuşlar UNESCO’nun önüne. ’da 30 eser girmiş listeye, 60 yeni yerin de girmesini istiyorlar. Küçücük Portekiz’den bile 13 bölge var, 12 varlığın daha listeye koyulmasını talep ediyorlar. Peki bizim başımız kel mi?"

HİNDİSTANDAKİ TAÇ MAHAL

Atila Bey, sonunda bir seyahat acentesiyle anlaşıp çeşitli gruplarla yola çıkmaya başladı. Tur liderliği yapıyor. Önümüzdeki aylarda Çin ve Vietnam’a gidecek. Kendi imkanlarıyla bastırdığı "Orta Amarika - Bir Meçhule Seyahat" adlı bir kitabı var. "Dünya Mirası - Word Heritage" ve "Türkiye’deki Dünya Mirasları" iki kitap daha yazdı. Bunlar henüz basılmadı.